Kökler Yolu (Camino de las Raíces), La Alberca

 
Üzerinde tek tük yırtıcı kuşların uçuştuğu harmanı yeni bitmiş buğday tarlalarını, silindirik ve küp saman balyalarını, serinlemeleri ve içmeleri için yapılmış göletlerin etrafına dağılmış güneşlenen, otlanan, oldukça sakin ve mutlu görünen sarı ve siyah inekleri, kilometrede bir iniş ve çıkış olan ama ufka kadar sonunu görebildiğiniz bir yolu takip ederek geçiyoruz.
 
Yolun sonuna doğru bütün kuraklık ve bozkır bir anda uzun meşe ağaçlarının selamlamasıyla kaybolup gidiyor ve artık camlardan sarı yerine yeşil renkler doluşuyor. Peña de Francia dağının eteklerinde art arda gelen virajları geçerken, bir ferah orman kokusu ile La Alberca'ya ulaşıyoruz.
 
La Alberca, İspanya'nın ilk 'Conjunto Historico' yani korumaya alınmış tarihi bölge ilan edilmiş kasabası (köy de diyebiliriz, pueblo kelimesi ikisi için de kullanlıyor). Bu kasabayı ve civarındaki diğer güzellileri başka bir yazıda paylaşacağım. Bu yazıda, La Alberca'dan başlayan ve yine orada biten, doğa ve sanat severlere oldukça keyif veren bir rota, Kökler Yolu (Camino de las Raíces) hakkında deneyimimi paylaşacağım. Rotanın kısa bir vidyosu da yazıda.
 
Doğa yürüyüşlerini sevenler için bu bölgede çok güzel rotalar hazırlanmış. Sanat, tarih ve yeme içme gibi farklı alanlarda tematik rotalar var. Bu tematik rotaların bir grubu da Doğada Sanat (Arte en la naturaleza) olarak isimlendirilmiş ve dört rotadan oluşuyor. Kökler Yolu da bunlardan birisi.  
 
Köyde doğmuş, erken çocukluğunu orada geçirmiş ve okul çağında şehire taşınmış olmasına rağmen, istisnasız her yazı yine köyde geçirmiş biri olarak, Akdeniz ve İç Anadolu bölgelerinin tam sınırında, Toroslar'ın yamacında, El Halcon (İnce Memed)'un karış karış bildiği o bölgede, bağa bahçeye gitmek için çok yürüdüm. Bazen zor geldiğini hatırlasam da, bana kalan çok güzel hatıralarım ve hepsinden önemlisi edindiğim doğa sevgisi için çok sanşlı biri olduğumu düşünüyorum. Benim neslim içinde bile benim gibi doğa ile yakın büyüyen insanlarla çok nadir karşılaştım, şimdi ve gelen nesil için çok üzgünüm. Bu konuda bizim ebeveynlerimiz de benzer düşünüyor olabilirler, haklılar ama doğa ile yakınlaşmak, ona saygı duymak, sevmek için hayatını onunla kazanmak şart olmamalı. Doğayı anlamanın kendisi şart olmalı. Bu yazıda detaylarını verdiğim rota güzel bir örnek. Bu parantezi kapatıp asıl konuya dönelim. 
 
Kökler Yolu, meşe ve kestane ormanlarının içinden geçiyor ve La Alberca'da başlıyor. Ortalama bir hızla yaklasık iki saat kırkbeş dakika sürüyor. Sekiz kilometre. Çoluk çocuk ailecek yapılabilir, rotada birçok doğa güzelliğinin içinde birbirinden farklı sanat eserleri sizleri karşılıyor. Bu kategorideki rotalara bu yüzden Doğada Sanat ismi verilmiş. Henüz diğerlerini yürümedik, ilerde mutlaka paylaşırım. Bu rotanın açıklaması şu şekilde:
 
 
Kökler bizi doğduğumuz yere bağlar ve toplum olma bilinci kazandırır, birliktelik sağlar.. Köyümüzün manzaraları, kutlamaları, kültürleri, insanları, doğayı anlama ve ona saygı duyma... Kökler aynı zamanda bir ağacı yerin altından göğe kadar yükseltir ve böylece daha geniş ufukları görmeyi sağlar. 
 
Kökler Yolu, her adımı hatıraların izleriyle işaretlenmiş bir rota. Kökler yolu, bu topraklarda bir zamanlar insan varlığının kanıtlarıyla dolu, bölgede yaşayan insanların hayatları, işleri, hayalleri, inançları ve sevdikleriyle dolu yerlerden geçer. Kökler Yolu, sanat eserleri ile köklerimize ve gökyüzüne tekrar bakmaya çağırıyor... 
 
 
Yol boyu sizi karşılayan eserlerin hepsini farklı bir sanatçı yapmış ve hepsi bölgenin doğası, insanı, hatıraları ve tarihine dokunan konularda. Eserlerin açıklamalarında yer alan metinler daha iyi fikir verecektir.
 

Del espejismo de un bosque (Bir Ormanın Serabından) - Begoña Perez

Toprağı ıslatan yağmurun 1,1,2,3,5 ritmiyle mühürlenmiş zamanın sessizliğinde büyüyen bitkiler ve ağaçlar. 
Manzarayı yakalamak, kanayan dağı hissetmek, yoldaş olmak.
Emek değişiyor. Doğa değişiyor. Hayat devam ediyor. 
Altın oran bir sebep, kendini adamış evrensel matematik.
Hiçbir şey tesadüf değil. Burası da...
 

La Maja - Lucía Loren

Bu duvarları kim koruyor?
Neyi koruyor bu duvarların arkasında? Neyden koruyor?
Çobanlar nerede? Dağları tepeleri kim adımlıyor, kim ateşlerden koruyor?
Kim olduğumuzun özüne açılan kapılardır bu duvarlar,
Kaybolan köklerimize...
 

Hojas de roble (Meşe Yaprakları) - Iraida Cano

Bir kalma gitme oyunu.
Meşe yaprağı yere düşer.
Gölgelik oldu kimilerine, bir sığınak oldu, serinlik verdi bir zamanlar.
Ağıllarda hayvanlara yatak bile oldu...
Meşe yaprağı yere düşer ve toprakla bir olur.
Yeni filizlere, yeni hayatlara gıda olur.
Bir zamanlar onun olduğu yerlerin büyümesi için, dallar, kökler...
Yaprağı, zamanda ve boşlukta başka bir boyutla şaşırtıcı derecede eğilmez bükülmez ve en somut haline getirmek.
Her şey değişir. Her şey...
 

Astroide S 09 2010 (Göktaşı) - Fernando Casás

Su, göl, gökyüzünün aynası, sessiz gecelerin şahidi. 
Hemen yanında kutsal bir yer - Doğanın ta kendisi olmasın?
Dağların kraliçesi, Pena de Francia dağı karşıda selamlıyor.
 

Panal (Petek) - Carlos Beltrán

Petek, yuva, yurt, köken, yaşama ev sahipliği yapan...
Başkalarının rızkını toplayıp hazır etmek...
Muhteşem bir hayvan yapımı..
Arıcılar, tatlı, bal...
Koruyucu bir kalkan, mücevher, geçmiş bal kokuyor...
İçinden geleceğe bakmak için yapılmış bir petek..
 

Sombra (Gölge) - Fernando Méndez

Ağacın gölgesi bir köktür.
Gölge hareket eder,
Kaybolur,
Yoğunluğu değişir.
Ağaç olduğu yerinden kımıldamaz.
Ağacın kökleri ise sadece büyürken hareket eder.
Tam ters bir istikamette.
Ya ölüm ya da büyümeye gelişmeye devam.
Bir anı alıp donduran bir canlı ve taşlar.
Güneş saati, zaman durmuş.
Gölge.
 
Sorularla bitirelim. Çocukken içinde yüzmeyi öğrendiğim ve Orman Bakanlığı'nın "The Çakıt Project" tabelasında yer alarak bende yabancı dil öğrenme merakı uyandıran, doğduğu yerden kaybolduğu yere kadar nice bahçeye, tarlaya, ağaçlara su kaynağı olmuş, nesiller büyütmüş, içinde tatlı su balıklarının eksik olmadığı, hatta annemin eskiden tereddüt etmeden suyunu doldurup içtiği Çakıt Çayı şimdi neden simsiyah, neden üzerinde yaşayan canlılar ve bitkiler yok oldu? Canlı derken, küçük bir böcek, bir kayakçı böcek, ismini bilmediğim yan yatarak yüzen küçük, garip böcekler... Artık bunlar bile yok... Balıkları söylemiyorum bile... Başka bir yazıda da Çakıt Çayı'nı yazacağım.
 
Not: Rotayla veya bölgeyle ilgili fazladan bilgi almak için bana yazabilirsiniz.
 
 
 

Comments

Popular posts from this blog

Sierra de Gredos - The day lockdown started

San Isidro - León: A beginner's guide to snowboarding

Santa Teresa Barajı